http://www.Yilmazucar.com Denemeler

 

 

BARIŞ ŞİİRDİR

Barış, ilk önce yürekte olmalı. Daha sonra akılda ve eylemde. Dünya barışını nasıl savunacağız? İnsanoğlunun insanca, eşitçe, kardeşçe, özgür ve bağımsız yaşayabileceği bir dünya. Rönesans’tan bu yana düşünürlerin, yazarların, ozanların, aydınların düşündüğü bir dünya. Günümüzde de, nükleer silahların olmadığı, işsizliğin, açlığın, yoksulluğun, hastalıkların, sömürünün, hegemonyanın olmadığı düzeni kurmak istiyorsak; bu yol, barıştan geçer. Ortalığı kızıştırıp, insanları birbirine kırdırarak, silah ticareti yaparak, tekellerine bir kat tekel daha katarak, silahlı sermayeyi oluşturarak mutlu mu olacaklarını sanıyorlar?.. Tarih, bu gibi örneklerle doludur. Halka zulüm sürekli değildir. Halk, halk olduğunu anladığı zaman, bilendiği zaman, isyan ettiği zaman, halk düşmanları pılısını pırtısını toplayıp toz olurlar!.. Dünya insanlarına, yaşam gereksinimini, özgürlüğün kanıtı; barışı, bir oksijen gibi anlatmak, yeni bir kan kazandırıp devindirmek, eyleme geçirmek, Barış Komiteleriyle uluslar- arası bağ kurmak, yoksulluğun, açlığın, hastalıkların batağı Asya, Afrika, Güney Amerika ve geri bırakılmış ülkelere, bu kanallardan gereksinimlerini aktarmak, silahı çiçeğe çevirmek, kurşunu ekmeğe, gözyaşlarını ilaçlara, yoksulluğu mutluluğa, sevince dönüştürmek, insanca yaşamak… Bu görüşler, yazarlarca makalelere, öykülere, romanlara yansımalı. Ozanlarca şiirlere, ressamlarca tuvallere, ses sanatçılarınca şarkılara, türkülere yansımalı… Barış, şiirdir!..


YILMAZ UÇAR




YILMAZ UÇAR İLE SÖYLEŞİ


1 - ) Özgün yanlarıyla özgeçmişiniz? 20 Ekim 1965 İstanbul doğumluyum. Bakırköy Ticaret Lisesi mezunuyum. Yapı Kredi Bankası, Pamukbank’ta banka muhasebeciliği, özel şirketlerde muhasebe memurluğu yaptım. Şu an serbest yazarlıkla uğraşıyorum… Edebiyata şiir yazarak başladım. Daha sonra öykü, deneme, günce, röportajlar ürettim. Radyolarda, gazete ve dergilerde ürünlerimi yayınladım. Toplumcu, gerçekçi sanat akımını ilke edindim. Şu an öyküler yazıyorum. İkinci öykü kitabımı yeni bitirdim. Öykülerim; Varlık, Kiraz, Kopuş, Uğraş, Aykırı Sanat, Albatros, Berfin Bahar, Söylem, Carpe Diem vb. gibi edebiyat dergilerinde yayımlattım. Yeni öykülerimi Anadolu’da yayımlanan edebiyat dergilerine gönderdim… 2 - ) İlk öykünüz nerede ve hangi yıl yayınlandı? Varlık Dergisi 1998 Haziran sayısında “Beşyüz lira” başlıklı ilk öyküm yayımlandı. 3 - ) Öykü dışında çalışmalarınız var mı? Edebiyata şiir yazarak başladığımı vurgulamıştım. Deneme, röportajlar da yazdım. Şu an, salt öykü ve günce türünde yazıyorum… 4 - ) Bu güne kadar yayınlanmış yapıtlarınız nelerdir? “İstanbul Düşü” başlıklı öykü kitabımı yayımladım. Tüyap’ın düzenlediği 15. ve 16. İstanbul Kitap Fuarlarında öykü kitabımı okurlara ulaştırıp imzaladım. Şu an, “Ağlayan Bebek” başlıklı ikinci öykü kitabımı yeni bitirdim. Çalışmalarımı sürdüreceğim… 5 - ) Telif hakkı konusunda düşünceleriniz nelerdir? Sanatçıların doğal haklarından bir olgudur. Müzisyen, ressam, şair, yazarların emeklerinin ürünüdür. Madem ki, sömürüsüz, eşitlikçi, baskısız bir dünya amaçlamışız, o halde kendi doğal haklarımızı neden çiğnetelim… Telif hakkı, kanunca yasallaşmalı. Sanatçılar, birlik oluşturmalıdır. 6 - ) Türkiye Yazarlar Sendikası ve diğer yazar örgütleri konusunda düşünceleriniz nelerdir? Türkiye Yazarlar Sendikası üyesi olarak, yazarların örgütlü olması demokrasinin önemli bir unsuru diye düşünüyorum. Sanatçıların meslek örgütleri biçiminde birleşmesi, topluma örnek olması, karanlığa projektör sıkması onurlu bir görevdir. Türkiye Yazarlar Sendikası, Edebiyatçılar Derneği, PEN Yazarlar Derneği gibi yazar örgütleri seçkin, saygın yazar, şair, düşünür, sanatçıların üye olduğu derneklerdir. Fakat tek çatı altında birleşmek, şubeler açmak, dergiler yayımlamak, yenilikler yapmak bence hedefleri olmalı… 7 - ) Sanat ve yazınımızda yerellikten evrenselliğe nasıl ulaşabiliriz? Sanatçı, yetişmiş olduğu çevreyi işler. Kendi yaşam çizgisini çizerken, çıkış noktasından yararlanır. Dünya görüşüne göre, yerellikten evrenselliğe yol alır. Toplumcu Gerçekçi edebiyatımız çeviri, tanıtım, dağıtım aşamalarıyla bu hedefe ulaşabilecek niteliktedir. 8 - ) Bireysel ve toplumsal sanat konusuna nasıl bakıyorsunuz? Sanat her ne kadar bireysellikle gerçekleşsede, sanat ürününün alanı toplumsal olmalı diye düşünüyorum. Bireycilik, kısır döngüdür. Bakış açısı dardır. Evrenselliğe ulaşamaz. Soyuttur. Somutlaşması için halkın içine girmek, pratikte yaşamakla mümkündür. Kalıcı edebiyat, dünya edebi literatürü incelendiğinde toplumcu gerçekçi, halkçı, ilerici, devrimci, bilimden, ilerlemeden yana, gençliğin, çocukların aydınlık yarınlarda yaşama ereğiyle dolu olduğu algılanır. Bireysel sanatçı, kalıcı olmadı mı diyebilirsiniz. Olabilir. Fakat, kısa vadelidir. Kitlelere ulaşmaz. Yüzyıllara kalmaz. Kalıcı olan, insanlık sanat tarihidir. 9 - ) Düşünce özgürlüğünün kısıtlanması yazın ve sanatımızı nasıl etkiler? Olumsuz etkiler. Güneşin balçıkla sıvanmaya kalkışılmasıdır. Toplumun baskı altında tutulması, düşüncelerin tartışılmaması, insanların psikolojik, sosyolojik, ekonomik sorunlarının konuşturulmaması, dünya görüşlerinin susturulması patlamalara yol açar. Gençliğin sağlıklı gelişimini etkiler. Sanatçıların düşüncelerinden ödün vermemesi, direnmesi, halkın sorunlarını işlemesi sanat tarihine geçeceğinin kanıtıdır. Şimdiki zamanın baskılarına elli yıl sonra başımızı çevirip bakınca, düşününce, gülüp geçeceğiz… Yasaklarla bir yere varamayız. Gençliğin aydın, demokratik, laik, bağımsız, özgür yetişmesi, gelecek zamanların yöneticilerinin de sağlıklı olacağını, özce yerellikten evrensele açılacağının göstergesidir. 10 - ) İleriye dönük çalışmalarınız nelerdir? Yeni öykü kitapları, romanlar, incelemeler yazmak, halka gençliğe ulaştırmak ereğindeyim. Doğan yeni günler, yeni projelerimi çağrıştırıyor. Zaman, sonsuz bir güç… Şimdiki zamanı iyi değerlendirip gelecek zamana kalıcı eserler bırakmak istiyorum!..

Yılmaz Elmas Söylem dergisi Eylül 1998







 

 

 

 [ Efend]