www.yilmazucar.com

YIKIM

Ne zaman dış mahallelere giden bir otobüse binsem, içerisi ter kokar. Yağmurlu havalarda bu koku daha da artar. O yolculara kızamam, aksine bağışlayıcı bahaneler ararım; yoksuldur, evinde sular akmıyordur, aksa da aygaz tüpü alacak parası kalmamıştır, gibi. İşte Yılmaz Uçar’ın “Yıkım” adlı yapıtının ilk öyküsü olan “Aleks”in baş kişisi Aleks böyle biri idi. Asıl adı Cüneyd, Fenerbahçe’li futbolcu Aleks’e çok özendiği için herkes ona öyle diyor. Sık sık uzamış sakallarını kaşır, [Devamını Oku...]

YILMAZ UÇAR’IN YENİ ÖYKÜLERİ, GÜNCELERİ: ‘YIKIM’

Yazar, Yılmaz Uçar yazın alanında üretkenliğini sürdürüyor. Yıkım adlı yapıtı yeni öykülerini ve 2004-2007 tarihleri arasında tuttuğu güncelerini kapsıyor. Önceki öykü yapıtları: İstanbul Düşü, Ağlayan Bebek, Artçı Sarsıntılar, Kanadı Kırık ve şiirlerini topladığı Umut (1999). Artçı Sarsıntılar’daki günceleri 1994-2001 tarihlerini kapsıyordu. [Devamını Oku...]

YIKIMIN YIKILMAYANLARI

Şiir, öykü ve günce yazarı Yılmaz Uçar’ın yeni öykü-günce kitabı Yıkım, naif sözcüğünün özgün dilinde işaret ettiği tüm olumsuzlukları bir kenara koyup düşünürsek, naif öykülerden oluşmuş bir kitap. Kitabın adına bakıp aldanmamak gerek; çünkü Yılmaz Uçar, Yıkım adını verdiği kitabıyla aslında bir bakıma “hayata yenilmeme kılavuzu” hazırlamış. [Devamını Oku...]

YIKIM

YIKIM

Burnunun ucundaki ince çerçeveli gözlüğünü düzeltti Hamdi Usta. Pos bıyıklarını sarartmış sigarasını, kül tablasında ezdi. Gözlerine kaçan duman, gazeteyi okumasını engelledi bir an. Yeşil gözlerini açtı, kapadı. İnce parmakları, saçsız başını kaşıdı. Altmış yaşında, uzun boylu, zayıftı. Çelik gibi yumrukları vardı. Demirci ustalığından emekliydi. Televizyonun sesi açık olduğundan duyamayan kahveciye baktı. Parmağını kaşık gibi karıştırarak, dudaklarını kıpırdatarak çay istedi. Kahveci Remzi anlamadı. [Devamını Oku...]

CUMHURİYET BAYRAMI

CUMHURİYET BAYRAMI

Her apartmanda vardı son yıllarda. Ya kara çarşaflı, ya kara sakallı insanlar. Nasıl da çoğalmışlardı… Kara çarşafının içinde, zayıf olduğu anlaşılan ince yüzlü kadın Ayşe’ydi. Otuzunda var yoktu. Eşi Veli, işsizdi ama güçlü kuvvetli. Üç ay çalışsa, altı ay boş geziyordu. Şimdi de öyle… İki yılda bir dünyaya getirdikleri dört çocuğuyla kirada oturuyorlardı apartman katında. Gecekonduluktular aslında… İki kız, iki erkek dört canavarla başa çıkamıyorlardı. Komşularından uyarı alsalar da, bana mısın demediler. [Devamını Oku...]



Birtaneyiz