Yazar, Yılmaz Uçar yazın alanında üretkenliğini sürdürüyor. Yıkım adlı yapıtı yeni öykülerini ve 2004-2007 tarihleri arasında tuttuğu güncelerini kapsıyor. Önceki öykü yapıtları: İstanbul Düşü, Ağlayan Bebek, Artçı Sarsıntılar, Kanadı Kırık ve şiirlerini topladığı Umut (1999). Artçı Sarsıntılar’daki günceleri 1994-2001 tarihlerini kapsıyordu.
Yıkım’da on beş öykü yer alıyor. Yazar, her öyküsünde olaya karışan kişilerin portresini çiziyor. Yaşlarını, boylarını, fiziksel ve tinsel yönlerini tanıtıyor. Aleks öyküsünde, 26 yaşlarındaki Cüneyt’i tanıyoruz: “Cüneyt, yirmi altı yaşında, Tokatlı’ydı. Parasızlıktan ilkokul dördüncü sınıfa dek okuyabilmiş. Askerliğini Şırnak’ta yapmış. Taşınanların yük ve eşyalarını taşımalarına yardımcı oluyor şimdi…” (s.7).
Fenerbahçeli olduğu için, ona bu adı taktıklarını anlıyoruz. Kahvedekiler ona takılıp eğleniyorlar. Nazi Subayı adlı öyküde, anlatıcıyla aynı bankada çalışan özürlü Necmi’yi tanıyoruz: “…Cem Ceminay diyorduk bankanın arşiv bölümünde. Tonton bir arkadaşımızdı. Kulakları ağır işittiğinden, minik radyosunun kulaklığı eksik olmazdı yanından. Radyo dinliyormuş izlenimi veriyordu. 120 kiloydu Cem. 1.70 boyuyla, 60 kiloluk kolileri omuzladığı gibi raflara dizmeye götürüyordu…” (s.11).
Cem, bankada müdüre tepkili. Bankadan ayrılıp başka bir iş bulmaya çalışıyor.
Sultanahmet’teki yürüyüşünü Nazi subayının yürüyüşüne benzetiyor anlatıcı…
Kitaba ad olan Yıkım öyküsünde olay bir ganyan bayisinde geçiyor. Oradaki kişilerden Hamdi Usta, demirci ustalığından emekli olup altmış yaşlarında, uzun boylu, zayıf birisi. Oturdukları Umut Mahallesi’nde deprem nedeniyle zarar gören evlerin yıkılıp yerine dayanıklı evler yapılması kararına tepkili. Çevresindekileri uyarıyor bu nedenle: “…Arkadaşlar, neden böyle eli kolu bağlı duruyorsunuz? Evinizi, elinizden alacaklar. Size kulübe verecekler İkitelli’de. Sonra borçlandıracaklar yine kendi evlerinizi almanız için. Parayı ödeyemezseniz, prefabrik evlerde kalacaksınız Gölcüklüler gibi…” (s.17).
Hamdi Usta, halk içinden, halktan biri olduğu için diğerlerine öncülük yapmak istiyor. Yüreğinden sayrı olsa da belediyeye yürüyenlerin en önünde yer alıyor ve yüreğine yenik düşüyor.
Düzeltmen adlı öyküde, anlatıcının Gazeteciler Cemiyeti Koop-C’de çalışan arkadaşı kendisini şöyle tanıtıyor: “…1948 Mersin-Tarsus doğumluyum. 18 yaşında İşçi Partisi’ne üye oldum. 1968 yılında Babıali’ye girdim. 38 yıldan beri yayıncıyım. 74 yılında yayımladığım kitaplardan ötürü, yüzlerce yıl ceza istemiyle hakkımda davalar açıldı. Kaçtım. On iki yıl iyi saklandım. 1986 yılında yakalandım…” (s.23). Hapisten çıkınca Cumhuriyet Gazetesi’nde düzeltmen olarak çalışıp emekli oluyor, her şeye karşın umutla yaşamını sürdürüyor.
Yılmaz Uçar’ın öykülerindeki kişiler çoğunlukla, zor geçinen, sıkıntı içinde yaşayan halkın alt kesiminden insanlar. Sözgelimi; babası ölmüş, annesi yatalak olan adam balık tutarak evini geçindirmeye çalışıyor. Giyim mağazasında tezgahtarlık yapan Serpil’in annesi kalp hastası. Ona ilaç almak için işyerinden çıkıp giderken yolu kesiliyor, parası çalınıyor ve öldürülüyor. Umut Edebiyat adlı öyküde, Baroda görevli olan Murat’ın edebiyat tutkusu yansıtılıyor. Güçlükle çıkardıkları edebiyat dergisinin kitapçı raflarında kalması umutlarını yıkıyor. Sıcak Yemek öyküsünde acıklı bir olay var. 70 yaşındaki Hatice Nine’nin oğlu Kadir cezaevinde. Gelini Hacer, temizlikçilik yaparak geçimlerine katkıda bulunuyor; torunları Hasan ile Emel’e bakıyor Hatice Nine ve belediye aşevinden aldığı yemeği eve götürüp yerlerken temizlikçilik yapan Hacer’in pencereden düşüp hastaneye kaldırıldığından haberleri yok…
Öykülerde, iyilik yapmak isterken cep telefonu çalınanlar, tinsel dengesi bozulup akıl hastanesine kaldırılanlar, çıkarları için dini kullanıp Kuran Kurslarında onlarca kız çocuğunu istedikleri gibi yönlendirenler, Cumhuriyet yönetiminin değerlerine sahip çıkanlar, ayakkabı tamircisinin yaşam savaşımı, trafik kazasında arabası çizilen banka müdürünün tepki çeken yaklaşımı, işinden ayrılıp İş-Kur’da iş aramaya giden Tahsin’in iş bulamayınca düştüğü zor durum çarpıcı bir biçimde anlatılıyor…
Yılmaz Uçar, yapıtının Garip Ozan V (Günce) bölümünde, 2004-2007 yılları arasında tuttuğu güncelere yer veriyor. Bu güncelerde, katıldığı etkinlikleri, imza günlerini, söyleşileri, tanıdığı sanatçıları vb anlatıyor. Günceleri okuyunca, onun sanat dünyasını daha yakından tanımış oluyoruz, ne değin çoşkulu, istekli, içtenlikli olduğunu anlıyoruz. Yıkım, “toplum için sanat” adına yola çıkan yazarın öykülerini, günlüklerini yansıtıyor…

Yıkım – Yılmaz Uçar, Sone Yayınları, Haziran 2008

HASAN AKARSU

Kar Dergisi Mart-Nisan 2009 Sayı:20, Sayfa:32.