YIKIMIN YIKILMAYANLARI
Şiir, öykü ve günce yazarı Yılmaz Uçar’ın yeni öykü-günce kitabı Yıkım, naif sözcüğünün özgün dilinde işaret ettiği tüm olumsuzlukları bir kenara koyup düşünürsek, naif öykülerden oluşmuş bir kitap. Kitabın adına bakıp aldanmamak gerek; çünkü Yılmaz Uçar, Yıkım adını verdiği kitabıyla aslında bir bakıma “hayata yenilmeme kılavuzu” hazırlamış.
Öykülerini açlık, yoksulluk, işsizlik ve engelli olmak gibi sosyal sorunlar etrafında kurgulayan yazar, öyküleriyle bütün bu sorunların altında ezilen metropol insanının çaresizliğine çaresizlik katmak yerine, çıkış kapısını zorlamanın önemine vurgu yapmış. Yazar, karakterlerine umutlu ve azimli olmayı öğretmiş.
Uçar’ın akıcı ve heyecanlı dili, öyküleri çabucak okunur kılsa da, anlattığı konuların iç sızlatan, kederlendiren yanı okuru, her öykünün sonunda bir süre bekleyip, düşünmeye itecek gibi görünüyor. İş bulmak için dolaşanları, karnını nasıl doyuracağını bilemeyenleri, cebindeki üç kuruşu kaptıranları okudukça hem üzülüyor hem de “doğanın değişmeyen kanunu”na okkalı bir küfür sallamak istiyor insan.
Özünde buhran, iç sıkıntısı, bunalım gibi duygular barındıran bu tip durumlardan, umut çıkarmayı biliyor öykü karakterleri. Yazar, yapaylıktan uzak, açık ve samimi bir şekilde anlattığı öykülerini neredeyse kendisi yaşamış gibi tüm ayrıntılarıyla aktarıyor.
Birçok yazarın aksine öykülerinin okura ulaşması için fazlaca emek veren bir isim Yılmaz Uçar. Kitabın ikinci bölümünde, 18 Nisan 2004’ten 9 Aralık 2007’ye kadar ara sıra tutulmuş bir günce var. Uçar, edebiyat dünyasının önemli isimleriyle görüşmelerinden, yağmurlu bir İstanbul gününde Tophane yokuşunda yaktığı sigarasına kadar ayrıntılı bir doküman sunmuş güncesinde. Okuyanı, kendi edebiyat serüvenine davet etmiş. Öyküler bu günceyle daha da anlamlanmış, bu yüzden belki de kitabı sondan başlayarak okumakta fayda var.
Eskiden her mahallenin bir delisi vardı; sıcak bir çorbanın esirgenmediği, eski de olsa ayakkabısının, ceketinin eksik edilmediği. Uçar’ın “Aleks”i de öyle bir “deli”, Uçar’ın dünyası da öyle bir dünya. Torunlarını doyurmak için aşevi kuyruğunda bekleyen Hatice Nine de, annesinin ilaçlarını alabilmek için tezgahtarlık yapan Serpil de, cep telefonunu mendilci çocuğa kaptıran Bülent Salih de İstiklâl Caddesi’nde birlikte yürüdüğümüz, Kadıköy vapuruna birlikte bindiğimiz, kırmızı ışıkta birlikte beklediğimiz insanlar. Yıkım, hayatın içinden bir kitap, yapmacıksız, yalın ve hakiki…
Yılmaz Uçar, Yıkım, Sone Yayınları, 2008, 160 s.
ELİF TÜRKÖLMEZ
NotosÖykü Dergisi
Ekim-Kasım 2008,Sayı:12, Sayfa:138-139,Yıl:3


Yorum Yaz
Yorum göndermek için giriş yapmalısınız.